Oruç Tutarken Dünyada Açlıktan Ölenleri Düşünüyor Muyuz?
Bu yıl da mübarek Ramazan ayına eristik, farz olan Ramazan orucunu tutmaya başladık. Rabbim, oruçlarımızı hakkıyla tutup, zekat ve sadaka vermeyi ve Ramazan Bayramı’na ermeyi nasip etsin. Ramazan orucunun birçok hikmetleri vardır. Onlardan biri de kişinin aç ve susuz kalmak suretiyle açların ve susuzların halinden anlamasıdır. Peki, oruçlarımızı tutarken dünyada her gün açlıkla mücadele eden 800 milyon insanı düşünüyor muyuz? Kendimiz de, yüreğimiz de açlık ve susuzluk hissederek, her gün oruç tutmak zorunda kalanları doyurmak için neler yapabileceğimizi düşünüyor muyuz? Onlarla lokmamızı paylaşmaya hazır mıyız, cimrilik hastalığından kurtulabilir miyiz?
Ramazan ayında
zengin, varlıklı kimselerin veya oruç tutmayanların iftar yemekleri verdiğini
görüyoruz, duyuyoruz, öğreniyoruz. Nedense verilen iftar yemekleri
cümle aleme duyurulur. Oysa dinimize
göre sağ elin verdiğini sol el görmemelidir, yapılan hayır hasenat asla duyurulmamalıdır. Fakat böyle davranan Müslümanların sayısı gittikçe azalmaktadır. Mutlaka
basın mensuplarının da davetli olduğu lüks yerlerde iftar yemekleri verenler acaba
dünyada açlığı gidermek için ne yapıyorlar? Zenginler, İslam’ın beş şartından biri olan zekat vermeyi yerine getiriyorlar mı? Ramazan dışında da hiç kimseye duyurmadan ve
gizlilik içinde sadece Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine yardımda
bulunuyorlar mı?
Hicretin ikinci senesinde
farz kılınan zekat, Kur’an-ı Kerim'de 34 yerde zikredilmiştir. Zekatın farz oluşu şu ayetle sabittir: "Namazı kılın, zekâtı
verin..." (El-Bakara, 43,
83,
110; en-Nûr, 56; Müzzemmil, 20; en-Nisâ, 77). Bu
da İslâm dininde namazdan
sonra zekata en
büyük önem verildiğini gösterir. Buna göre zekat, zenginin
fakire yaptığı yardım değil de, doğrudan doğruya fakirin,
zenginin malında olan bir hakkıdır. Kur’an-ı Kerim'de
Zariyat Suresi’nin 19. ayetinde bu
husus şu şekilde belirtilmiştir: “Müminlerin mallarında dilencinin ve
dilenmeyen fakirin bir hakkı vardır”.
Dolayısıyla zengin, fakirin bu hakkını ödemek zorundadır. Zaten zekatı ödenmemiş bir mal, temiz ve helâl
olmaktan çıkar.
Ayrıca Peygamber Efendimiz (SAV) de bu konuda ne güzel uyarmıştır. Bir hadisinde Hz. Muhammed (SAV), “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”, diye buyurmuştur.
2011 yılında Merrill
Lynch Küresel Varlık Yönetimi ve Capgemini tarafından hazırlanan 'Dünya Servet
Raporu'na göre dünya çapında varlıklı kişilerin sayısı 10.9 milyona, toplam servetleri ise 42.7 trilyon dolara ulaştı. ABD'li ekonomi dergisi Forbes, Mart ayında 2014 yılı için dünyanın dolar milyarderleri listesini açıkladı. Bin
645 milyarderin girdiği listede Türkiye’den
24 isim yer aldı.
Dünyada bu kadar zengin kişiler varken, her gün 16 bini çocuk olmak üzere 25 bin kişi açlık ve açlığa
bağlı sebeplerden ötürü ölmektedir. Bu da demektir ki, açlık nedeniyle her dört saniyede bir kişi ölmektedir.
Her yıl 11 milyon çocuk açlığa bağlı sorunlardan dolayı beş yaşına gelmeden
hayatını kaybetmektedir. Öte yandan aşırı
ve gereksiz tüketim ve konforizm söz konusudur. Gelişmiş ülkeler, milyonlarca
avroluk yeni silahlar, silah ve savaş teknolojileri geliştirir. Her gün yeni daha modern teknoloji ürünleri
üretilir. Teknolojinin hızla geliştiği bu dünyada ya insanlığımız ne kadar
gelişti?!
Afrika ve Asya’da açlıktan
ölen çocukları kim kurtaracak? Dünyada açlık ve yoksulluk oranlarının
azalmasına kim yardımcı olacak?
Ekonomisi gelişmiş ülkeler mi, dünya
zenginleri mi, yoksa dinin gerektirdiği gibi zekatını veren varlıklı Müslümanlar
mı?
Tabii ki, dünyada
açlığı giderecek olan insanlıktır. Ya insanlığı kim kurtaracak? Çünkü hala
açlıktan ölen insanlar varsa bu dünyada aslında
ölen insanlar değil, insanlıktır.
Resmiye MÜMÜN
8 Temmuz
2014, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
16 Temmuz 2014, Kırcaali Haber Gazetesi



Коментари
Публикуване на коментар