Dinimize Sahip Çıkalım!
Dilimiz ve kültürel değerlerimizin yanı sıra kimliğimizin diğer bir boyutu da dini inançlarımızdır. Bu yüzden kimliğimizi koruyabilmemiz için dilimiz ve kültürümüzle birlikte dinimize de sahip çıkmak zorundayız. Hatta insanların gerçek ve ebedi yurdu olan ahiret hayatı açısından dini kimliğimizi korumamız son derece önemlidir. Bulgaristan’da eski komünist rejimin Türklere ve ülkedeki diğer Müslümanlara karşı uyguladığı soykırımda etnik kimliğimizin yanı sıra dini kimliğimiz de büyük zarara uğradı. O zaman Türkçe isimlerin Bulgarca isimlerle değiştirilmesiyle birlikte Türkçenin ve Türklere ait örf ve adetlerin yanı sıra İslam da yasaklandı. Dini soykırım neticesinde İslami kimliğimizden bir hayli uzaklaştık. Bir iki örnek verelim.
Geçenlerde
yaklaşık 50 yaşında olan Türk ve Müslüman bir bayanın ilk önce “Bismillahirrahmanirrahim”
kısmının Tevbe Suresi’nin dışında Kur’an-ı Kerim’in her süresinin başında
bulunan “Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim" (Kovulmuş
Şeytan’ın şerrinden Allah'a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla) lafzını
bilmediğini gördüm. Daha sonra ise
İslam’a girmenin birinci şartı olan Kelime-i Şehadet’i ve Peygamber Efendimiz
Hz. Muhammed (SAV)’e salavat getirmeyi de bilmediğini öğrendim. Aynı kadın Türkçe okuma yazma da bilmiyordu. Yaşı
70’e yaklaşan başka bir bayanın ve 30 yaşında bir gencin de Türkçe okuma
yazması olmasına rağmen bunları tam olarak bilmediklerini tespit ettim. Kısa
bir süre önce çarpıcı bir olay yaşadım. Türkçe konuşan Hıristiyan bir adamın, 80-90
yaşlarında Müslüman bir bayana şöyle dediğini işittim: “İsus Hristos (İsa
Peygamber) ile Allah hep aynıdır, ikisi birdir”. Buna karşı tepkisiz kalamazdım
ve ısrarla itiraz ettim. Bunun üzerine o adamla aramızda şiddetli bir tartışma yaşandı.
Bu tartışmaya tanık olan başka bir Hıristiyan adam yanıma gelerek, beni duyduklarımın
doğru olduğuna ikna etmeye çalıştı, ama başaramayacağını anlayınca hızla
uzaklaştı. Şiddetli tartışma sürerken yanımıza 45 yaş civarında Türk ve
Müslüman bir erkek geldi. Ona dönerek, “Allah rızası için siz bari bu adama bir
şey söyleyin, yoksa bu yaşlı kadını küfre sürükleyecek” diye birkaç kez seslendim.
Fakat kendisinden herhangi bir tepki gelmedi. Tabii ki, buna çok üzüldüm ve bu durum
beni böyle bir yazı yazmaya itti.
Bahsettiğim
bu Müslümanların çocukluğunda hiçbir dini eğitim almamış oldukları besbelli. Din
eğitimi denince sadece okullarda, ya da
Kuran kurslarında verilen din eğitimini anlamamalıyız. Okulda öğretmenlerden
önce evde anne babalar, çocuk için en önemli eğitici olduklarının farkında
olmalıdırlar. Anne babalar çocuklarını İslam terbiyesi üzerine
yetiştirmelidirler, onlara İslam’ı
anlatmalıdırlar ve okullarda, ya da
Kuran kurslarında din eğitimi almalarını sağlamalıdırlar. Üstelik anne babalar,
çocuklarının dini eğitim görmesini sağlamakla Allah’a karşı sorumludurlar.
Ayrıca anne ve baba dini vazifelerini yaşayarak, çocuklarına örnek olmalıdırlar.
Dini eğitimin önemini belirten bir Hadis-i Şerif’inde
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)
şöyle buyurdu: “Yazıklar olsun ahir zaman babalarına!” Bunun üzerine ashab
sordu: “Yoksa müşrik mi olacaklar?” Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: “Hayır,
Müslüman kalacaklar, ama çocuklarına dini öğretmeyecekler ve hatta çocukları
dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacaklar ve onları dünya malı
kazanmaya sevk edeceklerdir. İşte ben böyle babalardan uzağım, onlar da benden
uzaktırlar”. (Müstedrek’ül-Vesâil, c.2, s.625) Başka bir Hadis-i Şerif’inde ise
Peygamberimiz (SAV), çocukların terbiyesi konusunda şöyle buyurdu:
“Çocuklarınızı şu üç huyu aşılayacak şekilde terbiye ediniz: Peygamberini,
O’nun Ehl-i Beyt’ini sevdiriniz ve Kur’an-ı Kerim’i okutunuz. Çünkü Kur’an okuyanlar
hiçbir gölgenin bulunmadığı Mahşer günü Peygamber ve evliyalarla beraber
Allah’ın (rahmet) gölgesinde bulunacaklardır”. (İmam Suyuti; Camiu’s-Sağir ve
Tercümesi)
Ülkemizde
çocuklar okullarda zorunlu veya serbest seçmeli olarak İslam din dersini
okuyabilirler. Ayrıca çocukların yanı sıra yetişkinler de Bulgaristan
Müslümanları Başmüftülüğünce çeşitli yerleşim yerlerinde düzenlenen Kuran
kurslarına katılarak, dini eğitim alabilirler. Başmüftülükten alınan malumata göre
ülkede yaklaşık 3000 öğrenci, 20 küsür yerleşim yerinde bulunan okullarda İslam
din dersini okuyorlar. Fakat bu rakam
gitgide düşüyor. Ne yazık ki, ilgi çok az. Kuran kurslarla ilgili duruma
bakacak olursak, 2016 yılında Bulgaristan genelinde 700 noktada yapılan yaz
Kuran kurslarına 7000 ile 8000 arası öğrenci katıldı. Birçok öğrenci ise kurstan
vazgeçti.
Görünen
şu ki, anne babalara büyük iş düşüyor. Hele de Bulgaristan’da Müslümanlar olarak
azınlık durumunda olduğumuzu, Müslümanlara yönelik kısıtlamalar getirilmesine
ilişkin yasa tasarıları olduğunu ve dünya genelinde İslam’a karşı yapılan
saldırıları göz önüne alacak olursak, çocukların din eğitimi alması son derece
önem taşımaktadır.
İnşallah,
anne babalar kendilerine Allah’ın emaneti olan çocuklarına karşı dini eğitimi
konusunda görevlerini yerine getirerek, onların hem dünyasını, hem ahretini
kurtarmasına yardımcı olurlar!
Selam
ve dua ile hayırlı Ramazanlar!
Resmiye MÜMÜN
9 Haziran 2017, Kırcaali Haber Gazetesi Sitesi
Foto: Güner
Şükrü



Коментари
Публикуване на коментар